Yolun ortasında ağlayan o küçük çocuğun sokağa sağlı sollu, ardışık ve monoton dizilmiş evlerin duvarlarını çınlatan çığlıklarını hatırlıyor musun?
Sokak maçlarında hep kalede, kavgalarda hep en arka safta duran o ufaklığı hatırlamadın mı?
tamam tamam.
Dört tekerlekli bisikletinin destek tekerleklerini gizli gizli söküp, düşe kalka, takla ata ata iki teker üstünde durmayı öğrenen o haylazı bilirsin ama.
Konu bunlar değil.
Sınırlı bir alan içerisinde sınırsız hayallere dalabiliyorum.
Bazen insanları anlamıyorum, anlamadığım için de hiç eksiklik hissetmiyorum.
Yazılarımda günlük kelimelerde öteye geçmiyor, her seferinde biraz daha devrik cümleler kuruyorum.
İçerik farksız hep.
İnsanlar birbirinin aynısı.
''Ankara için.''
Arabalar da..
Vosvos farklı..
'' Öne çıktım, 'göz yaşartıcı gaz sıkmanıza gerek yok' dedim. 'arkadaşlar zaten yeterince duygusal insanlar' - Erken Kaybedenler ''
Uzaklardan gelen bir melodi, birbirinin ardı ardına dizilmiş sokak lambaları.. diyerek başlamıştım yıllar önce bir yazıma. ben hatırlıyorum, sen hatırlamıyorsun.
Satır aralarına düşülen notlar vardı, böyle başlamıştı koca hikaye.
Soluksuz yazılan onlarca yazı.. ne heyecan ama.
Başarı denen hususa değinmek gerek.
B harfinin en tepesine çıkıp attım kendimi,
kollarına...
gözlerinle takip ettiğin bu yazının akışına..
zemedan.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder