31 Aralık 2012 Pazartesi

18e 13 var.

Ankaranın tozu dumanında bır sokagı.
Soguk
Her zaman.
Hayatın heyecanı
Ya da heycanı
Gecesını gunduze satmıs
Adım atmaktan acız
Sessız
Bır nota
Yahut
Hece
Yıne gece
Yıldızsız cok bulutlu
Az ınsan cok ask
Az laf cok adım
Adım adım Ankara
Mılım mılım.
Sehırden fazlası
Sokaktan cogu
Insandan az
5 bılınmeyenlı
6 denklem
Bır x
Bır y
Gerısını bılme
Gereklı sadelestırmelerın
Sadelestırdıgı bır hayat
Sessız 2 ınsan
Karanlıgın ıcınde yere

18e 13 var
Yıl sonu
Ay bası

Yenı yıl gelırken
Bıraz daha arkada kalan bır cocuk

Kıtaplar,
Gecelerı ıcın.
Ankara
 nefes almak.

15 Aralık 2012 Cumartesi

18e 28 var.

saat..
çocukken korkardım
çocuklar korkar
kahkaha atarak
korkar
yastık üstü
yorgan altı ağlar

okuyamadığınız
üç satırı
bu üç satırla
lime lime..

bir 2 üç 4
hatta beş
belki 06
kış mı sonbahar mı
su mu hava mı

bazı cümleler var
anlamı yok
kağıt var
kalem var
sen var
yakın sen var.

uzaktasın.

biraz eşofman
biraz film
biraz kahve
biraz battaniye
biraz kanepe
biraz yastık
biraz sen.

iyi geceler.

8 Ekim 2012 Pazartesi

5 şık 5 tercih.

Ankarayı severim, taşını toprağını, sokaklarını, adını.
Kahveyi severim, soğuğu, yağmuru.
Kalın giyinmek, soğuktan titreyerek yürürken müzik dinlemek.
Sırt çantasının ağırlığı..
Teoremler, formüller, sorular, şıklar..
5 şık
5 tercih.
Benim tercihim Ankara.

Felsefeci olsam, bir elinde sesi var derdim.
Ne felsefe kalırdı, ne el.
Hem el alem ne der?

Felsefeci değilim.
Mat1 hobi, gerisi hayat meselesi benim için.

Yarın yeşil giyeceğim, belki fotosentez yaparım.

Hazır konu medeniyete gelmişken.
-Aslında konu medeniyete gelmemişti, ben istedim. geldi. Yerini bil bu metnin yazarı benim.-

Soruları istediğim yoldan çözerim.
evet.
Yoldan kaybedebilirim.
evet.
Düzlem eğik ise kuvvetten kazanırım.
elbette.
Ve beni sonuca götürücekse;
X'i bulmak için y'yi yok ederim.

3 Ekim 2012 Çarşamba

06 kez Ankara

Merhaba
Ankara..
"Evet, dediğin gibi. Samsundan Ankaraya 100 km hızla giden bir otobüste, otobüse ters yönde 5 km hızla giden adam salaktır. Bu adamın yere göre hızını hesaplamamıza gerek yok. Cevap Ankara! " 

Nasılsın sorusuna bile cevabım Ankara

Aldığım nefes bindiğim otobüsün rüzgarına kapılıp geldi biliyorum.. Ankaradan.

Sizin kalbiniz benimki gibi atamaz 06 plakalı bir araba gördüğünüzde. Benim gibi boğulamazsınız gökyüzünün maviliğinde, denizin görülmeyen saydamlığında.

Orda deniz yok, göksu var.

Kime anlatıyorsam ben. Siz hiç vega dinlerken ağladınız mı?
Uyumadan önce düşünüp, gözyaşlarınızın ıslattığı yastıkta huzurla uyudunuz mu?

Neyse işte. Benim özlemim benden büyük. 

Ankara.

Biraz umutlu, biraz buruk ve oldukça sevecen

06 kez Ankara. 

29 Eylül 2012 Cumartesi

Elif


Herşeyin anlamı, bir Elif
Ölümün.. yaşamın.
Yürümenin.. koşmanın.
Bir Elifle başladı nefes alışın.

Herşeyin anlamı, bir Elif
O olmasaydı;
Kays sevemezdi Leylayı
Bir Elifle başladı onların aşkı

Herşeyin anlamı, bir Elif
Mutluluk, bazen acı
Kederle karışık bir sevinç
Bir Elifle dönmeye başladı, saatin yelkovanı

Herşeyin anlamı, bir Elif
Gökteki yağmur damlası
Savurgan, kendini bilmez rüzgar
Bir Elifle eridi karın tanesi 
02.08.2011

16 Eylül 2012 Pazar

#istersenolur

           Kırmızı bir kalemle kırmızı satırlar.-Ne bekliyordunuz, kırmızı bir kalemin yeşil yazmasını mı? Çok beklersin.- Ben çok bekledim mesela. Neyi beklediğimi şu an kestiremiyorum tam olarak ama bekledim. En azından hala ölmeyi bekliyorum.

-Pilli bebek - Bak -

           Hepimiz ölmeyi bekliyoruz, simyacılar hariç. Hoş kalmadı bir aristo bir kleopatra .. Ölümsüzlüğü ararken öldü onlar. Ölümsüzlük iksirini içip öldüler. Ben hazırlasam o iksiri insanlık diye bir şey kalmaz. Ben de kalmam, sen de. Bakma öyle. Sen işte, tam olarak sen.

 Hazır yazasım var, yazalım.

           Gemilerim var benim. Yüzlerce.. Yüzdürmek benim elimde. Batırmakta.
     Batarsa Ankara'da batar gemilerim.
Yıkılırsa hayallerimde.

-Pilli bebek - Delilik -

               Hayallerim çok değil. Çok değil de zor mu?
-değil
-eh..
-şey..
-biraz zor mu?
-zor lan

Bir susun lan! Susun. #istersenolur.

                Ne istedikte olmadı bu zamana kadar, er ya da geç? Belki biz isteğimizi unuttuk ama oldu.
Zor oldu.. Ama doğru.. Doğru olduğu anlaşıldı.. Sıkma sayın okuyucu. Yani canını sıkma. Yalan olduğu doğru. Biliyorum.

-Neşet Ertaş - Yalan Dünya -

             Bir savaşta rütben önemlidir. Rütben yüksekse ölürsün. En ilk sen ölürsün hem. İndirirler argo tabirle seni. Savaşta argo olmaz. Bizde olur. Korkarsan kaybedersin, korkmazsan ölürsün. Kaybedersen de ölürsün savaşta. ''Medeni ol, ölme'' ''Medeni ol, sev'' Medeni insanlar gerekiyor. Bize medeniyet gerek! Medeni insanları seviyorum. Kahvemi tüm medeniyet için, medeni insanlar için içiyorum.

Yalan değil, içtim.

-Pilli bebek - Olsun - 

            Uykum olduğunda daha iyi hissediyorum kendimi. Uykulu kalabilmek için yüzümü yıkamadığım bile oluyor. Gözlerim kapalı konuşmak.. Kahve uykuyu açarmış. Hasiktir ordan-medenice-. Bizim için kremalı kahve az uyku getirir, sade kahve daha az uyku getirir. Olsun getirsin. Olsun. Olsun.

Ankara'dan. Eyvallah. Red Kit'in selamlarıyla. 

''Kimsede demiyor ki ağa yazı rengi kırmızı değil, siyah''

4 Eylül 2012 Salı

Elvedalarla ANGARA

 Bir elvedayı hak ediyor en azından.
         Gözyaşları.
Her kötü insan gibi sigara içerdi. içmezdi yerdi. nikotin ve kafein. birde köpeği rin tin tin.. tin tin yürürdü.
Köpek değil kendi.
   
''Beni burada ayakta tutan dostlarım''

Elimin gölgesi yazdığım cümleler üzerine düştüğüne göre masa lambasının duruş açısını bulabilirsiniz sanırım.

''Sana yazmasaydım içimde kalırdı. sen orada-içerde- ben burada-dışarda-''

Öyle kelimeler arıyorum ki bazen, kirlenmemiş olsun cümleler. nefes nefese. can.. canana elbet aşık.
Şarkılarım notasız ve detone bir hayat. 

Burada tersine işler -işler-
Saatlerin pili bitik.

Dünya üzerinde bir şehir. 06 LA gardaş tekel birası alalım dedim sana. Angara la bebe.

Buradan devam edersek içinden çıkılmaz bir hal alır bu yazı ve gözyaşlarımı iletemem size. bir fotoğraf canlanıyor gözümde olmadı iki.

Merhaba Ankara diye atmıştım adımımı, inmiştim otobüsten. Bir ikincisi hüzün. Aşti de saate bile bakmıştım.. ama unuttum, saat kaçtı. cumaydı ama yani perşembe gece. Ayrılmıştım.

Yaşamaya devam ediyor işte insan, diğer insanlardan ufak bir farkla.

''Aklım başımda değil, sebebini bilmiyorum..
...
Yine bana haram geceler..''

Buluştuk agbi kızılayda, hangi çıkış önemli değil. Ulusa gidelim, ara sokaklar, cafeler..
Kızılaydan Sıhhiye istikametine.. eyvallah, yürü ya kulum dedi ya bir de Allah. Baya yürüdük tabi, millete yol bile tarif ettik. gençlik parkını gördük, canlandı mı gözümde Behzat Ç-SKG-. baktık bir numarası yok. Sorduk birine bizde yolu
''Agbi ulustaki heykel..?''
''Yukarda'' dedi kısa ve net. Gittik. Heykeli de  bulduk. Ama cafeleri  bulamadık çünkü yokmuş. Heykelin karşısında beş dakika oturduk ve geri döndük. niye anlattım bilmiyorum, ulusa gezmeye gitmeyin mesela?

Ama Ankara. Keşke şimdi tekrar yürüsem Kızılaydan Ulusa. O kaldırımda yarım saat otururum bıkmam, sıkılmam.

Eyvallah Ankara.
Hasret türküleriyle, kal sağlıcakla.

''-Siz kimsiniz?
+CSI Dikmen''

15 Ağustos 2012 Çarşamba

Semtin kötü çocukları / kaybedenler gibi.

sonra özlediğimi fark ettim, korkarak. her zamanki gibi korku, hiç değişmiyor. İnsanların vicdan dediği şey mi korku yoksa bende baskın genler vicdanı mı silmiş? hiç karar veremedim nasıl bir hayat istediğime. Her istediğim bir sonraki tarafından yıkıma uğratıldı. düşüncelerime sahip çıkamadım belkide bunda et yığınlarının rolü fazlaydı ama. neyim yoksa onu istedim hep, en küçük bendim evde, üst saydığımız kişilerde anne baba ve 4 kardeş daha. el bebek büyüdüm nereden bakarsak bakalım, bayram harçlıklarından tutunda üstümdeki giysilere kadar. şimdilerde onlardan isteyecek gücüm yok, korkuma kim bulabilir hem çare? neden korkuyorsun be adam cümleleri yakışır en çok bence bir kadının diline. kitabım olmadığında okumak istedim hep bu yüzden cümlelerim hep aynı duygulara bağladı yazıları.
Neyse bro, kaçalım artık biz.
Her zamanki gibi sevmediğimiz şehrin sevmediğimiz sokakları;
bizi bekler.

kadim dostum @kumandapili / http://www.kaybedenlerkulububurasi.blogspot.com

14 Ağustos 2012 Salı

Vosvoslara isim takılır

Bir sıradanın hikayesinden başka bir şey olması beklenemez bence zaten anlatılanların. Kahramanımız toplumun arasına sıkışıp kalmış bir sıradan. Her gün aynı yollardan geçiyor, aynı kaldırımlara adım atıyor, aynı bakkaldan aynı boyutlarda ekmek alıyor. Evinin kapısını aynı anahtar açıyor her zaman, yalnızlığıyla tek başına buluşuyor.

Canı sıkıldığında, mutsuz olduğunda, tam aksine mutlu olduğunda, kutlama yaptığında, ağladığında, güldüğünde hep kahve içiyor. Öyle başarılı bir sıradan ki bu evi kupalar ve madalya dolu. Kupa olayı yanlış anlaşılmasın kahve kupası onlar. Bir tanede madalyası var zaten, yılın sıradanı.

Bir sıradana yetecek büyüklükte bir evi ve bir sıradanın ayağını yerden kesebilecek derecede lüks bir arabası. Arkasında büyük, kendisiyle aynı renkte harflerle ''EVLAT'' yazan bir kırmızı vosvos. -Vosvoslara isim takılır, adettendir.- Bu dünyadaki tüm mal varlığı, tüm mutluluğu, tüm hüznü..

Hüzün doluyum dostlar.

En büyük hüznümü ne zaman yaşadım bilmiyorum. Hatırlamıyorum. Henüz yaşamadığıma eminim ama. İnsanların varlığına inanmıyorum çünkü biliyorum ki benim varlığıma inanmayan insanlar var bu dünyada. En büyük sevinci nedir bir insanın hep merak etmişimdir ben. Merak ettiğim içinde araştırma gereği duymuşumdur-yok öyle bir şey- En büyük sevincimi de hatırlamıyorum ben. Bilmiyorum.

Ölüm döşeğindeki bir insan için üzerine düşün yağmur damlaları hayatına girmiş olan diğer insanlar gibidir bence. Hepsi aynı. Hepsi birbirinden farksız. Ne duygu sömürüsü yaptım ama.

Neyse işte, işe geç kalmamak için sabahın kör vaktinde evinden çıkan insanlar var.
Hadi görüşürüz.

12 Ağustos 2012 Pazar

Aşıksan gülümsersin

<<Benimsin>> diyemedi kadın adama. Adam, kadının olmayı çok istedi. Kadının olmadı mı zaten? Özür diliyorum ''sevdiğim'' okur. Olamadı. Olamadı ama gülümsetmeyi sevdi adam kadını. Hiç görmedi, görse daha çok severdi. Adamın gözleri doldu. Aynı anda gülümseyebilmek diye bir şey var. Kadını çok sevdi adam. Geceleri hayaline sarıldı, hayallerinin içine daldırdı. Aşık olmak istedi adam kadına, yasak mıydı? Bu duygunun adı aşk mıydı? Kadın. aşka inanır mı?

''Evet, Ankara. Gecenin üçünde daha soğuktur Ankara. Sakarya, örtünmüş örtüsünü gecenin karanlığına. Adam mithat paşa girişinde bekliyor. Elinde sigarası, soğuğa karşı dayanıyor. <<Yakalandınız bayım>> diyor arkasından bir ses. Bu ses tanıdık. <<Hayatımın tümü>> diyerek dönüyor arkasını. Adamın elinde sigara yok. <<Sigara mı içiyordu birileri>> diyor çocukca bir gülümseme ve soğuktan kızarmış yanaklarla kadın. <<Hayır>> cevabıyla karşılaşıyor, adam gayet ciddi... derken patlatıyor gülümsemeyi-kahkahayı değil gülümsemeyi- -aşıksan gülümsersin- Dönüp sarılıyor kadına, içine çekiyor. Gülüyorlar, mutlular. Sarılarak birbirlerine yürüyorlar.''

<<Üzülme kadın kilometrelerce yakınındayım.>> dedi. Adam... Geceye.. Sarıldı kadına, kapattı gözlerini... Kadında.. Nefesi nefesinde.. Kadın ertesi gün yeni bir hayata başladı.
Adam
Bir daha açamadı
Gözlerini
Kadın
Habersiz...

Kahve

Selam yeni dostum;

   Şu an masanın üzerindesin beni izliyorsun ama hiçbir şey anlamıyorsun biliyorum. Öncelikle okuyuculara kısa bir şekilde hayatıma gelişini-uçuşunu- anlatalım
 
   Ee, malum öğrenciyiz ders çalışıyoruz. Mevsimde yaz olunca attık balkona masa, çalıştık saatlerce. Bitirdik Allah'tan testleri. Varlığından şüphelendiğim insanlara bakmak için henüz çevirmiştim kafamı dışarıya. Önce bir patırtı koptu, masaya döndüm hemen Masanın üstünde bir hareketlilik.. İnanamıyor tabi insan. Kitapların üstünde bir kuş-kuş dediysek muhabbet kuşu- Karşılayışım çok güzeldi ama. <<Hoşgeldin evlat>> dedim ve yakaladım. <<Savaş istiyorum>> dedi ve kaptı parmağımı haylaz. Malumunuz korkmuş. Kafesimiz vardı-eskilerdeniz bu işte- yıkadım pakladım koydum içine.
 
    Adını da koyduk. ''KAVE'' pardon <<hayatım>> ''KAHVE''

Kamil'le evlenen Kezban

-Hangi Kezban?

+Kamil misin oğlum sen?

                 Kamil ilk görüşte sevmiş Kezban'ı, yani öyle anlattı. <<Kamil misin oğlum sen>> dedim. <<Evet ağbi, her türlü konfeksiyon işinde yardımcı oluruz, kartımı vereyim>> dedi. <<Aşıksın demek>> dedim. <<Evet ağbi, kartı vereyim mi>> dedi. <<Adı ne?>> dedim. <<Kezban, ne güzel isim değil mi?>> dedi, yüzünde salakça bir gülümseme. <<Nerden biliyorsun la adını?>> diye sormak istedim de sormasaydım daha iyiydi. <<Ağbi hani bazı tipler vardır, Kezban lan bu dersin>> cevabını verdi. <<Ben lan demem, la derim>> dedim. <<He işte öyleydi, bildiğin Kezban>> 

<<Kamil misin oğlum sen.. diyecekken yazıyı bitirme ve sizi de artık şu sıkıntıdan kurtarma kararı alıyorum sayın okur.

   <<Ağbi kartı vereyim mi artık?>>



şaka edermiş gibi.

<<Kimi sevdiysem gitti>> dedi kadın

Adam güldü, <<Yanlış sevmişsin>> dedi, yanlış gelmişsin der gibi.

6 Ağustos 2012 Pazartesi

Bir playlist

Evet, şarkıları gördükten sonra 'kulağıma güzel gelen her şarkıyı dinlerim' cümlesini anlamış olacaksınız.

1- Ayna / Anlatmalıymış meğer
2- Nazlı Vural /  Uzun Geceler
3- Büyük Ev Ablukada / Bil
4- Büyük Ev Ablukada / Havadar
5- Büyük Ev Ablukada / Tayyar Ahmet'in sonsuz sayılı günleri
06- Vega / Ankara
7- Cem Özkan / Dön bana
8- Teoman / Çoban Yıldızı
9- Duman / Her şeyi yak
10- Duman / Tövbe
11-Flört / Rasta baba
12- The Godfather soundtrack
13- Ali Atay / Eksik bir şey mi var?
14- Mehmet Erdem / Yalan
15- Mehmet Erdem / Hakim Bey
16- Hayko Çepkin / Anlıyorsun değil mi?
17- Redd / Her neyse
18- Iron Maiden / Dance of death
19- Volkan Konak / Göklerde kartal gibi
20- Mabel Matiz / Hala haber bekliyorum senden
21- Malt / Motor
22- Malt / Mutlu
23- The Moody Blues / Melancholy man
24- Metallica / Turn the page
25- Metallica / Nothing else matter
26- Multitap / Ben anlarım
27- Ogün Şanlısoy / Kol düğmeleri
28- Bob Dylan / One more cup of coffee
29 - Pilli Bebek  / Olsun
30- Pilli Bebek  / Eylül akşamı
31- Pilli Bebek  / Haram geceler
32- Pinhani / Unutuldular
33- İrem Candar / Yoldan geçen adam
34- Can Gox / Haydar Haydar
35- Nev - Sükutu hayal
36- Teoman / Dönence
37- Yaşar Kurt / Ver bana düşlerimi
38- Yaşar Kurt / Dokuz altı yolları
39- Hayko Çepkin / Yeni bir gün
ve..
40- Zeki Müren / Seni sordum yıldızlara

5 Ağustos 2012 Pazar

hayat bazen fazla bize.

        hayat bazen istediğin gibi gitmez hocam. istiyorsan bir şeyler zorlayacaksın. zorladığın hadde karşılık bulacaksın. bulamıyorsan isyan et hayata durma, arkandan gelmezsem gel çık karşıma. biz sevmediğimiz şehrin sevmediğimiz sokaklarında yaşamaya devam eden et yığınlarından başka bir şey değiliz. bunun farkına vardığımızdan beri gülemiyoruz içten, yaşamak denen olayın içinde yer alamıyoruz. hocam son olarak. son olarak jenerik girmek istiyorum. http://fizy.com/#s/1v96m0

3 Ağustos 2012 Cuma

mutlu olmayı dilemek.

               <<Kelimeler ağlamayı mı hak ediyor da sürekli hüzün resmediyoruz buralara. Gülelim biraz dostlar. Müzik dinleyelim, bizi bizden alıp huzura götürecek şarkılar. Şiirler okuyalım, karanlıkta oturalım mutlu olacaksak. Ama hüzne yer vermeyelim. Vermeyelim dostlar.>>

2 Ağustos 2012 Perşembe

Kahraman olmak.

<<geceye teslim etmedim gözkapaklarımı. daha fazla gömmedim karanlığa kendimi. seni düşündüm.>> 

<<ne diyorsun evladım sen?>> dedi yaşlı kadın.
<<pardon teyzecim, yanlış numara>>
        Neler geçirdi içinden kim bilir o yaşlı kadın. Peki çocuk, çocuk neler geçirdi? Yaşlı kadının tüm derdi sabahın köründe uyandırılmak olsa gerek. Çocuk ise düzene karşı geliyor pek çok insan gibi. Uyku uyumadan başlıyor yeni bir güne. Garip değil mi, biraz önce yanlış numarayı aradı ama şu an yaptığı tek şey kaldırımda oturup sokak lambasının direğine kafasını yaslamak. Ne diyebilirim ki bir yazar olarak. Kahramanımın özel hayatına karışma hakkını kim verir ki bana? Kalk git oğlum evine desem, bu saate kadar boşuna mı uyumadık der.  Nasıl istersen öyle yap desem, sen yazmadan ben nasıl oynarım der. Ara bir daha desem, numarayı doğru mu veriyorsun lan puşt der-ki bu onun sonu olur-

başlıyoruz.

''Kaybolmak zor değil. Koskoca gemiler ufukta, o koca gürültülü uçaklar gökyüzünde kaybolmuyor mu? Kaybolacaksın hayatta en az bir kere. Sonra beklenmedik bir an da çıkacaksın bambaşka bir limandan. Tam unutmaya başlamışlarken seni.''

Her sokağına ayrı ayrı aşık olduğum bir şehir var bu ülkede. O şehir için yaşıyor, o şehir için nefes alıyor, o şehir için çalışıyor, o şehir için yazıyorum.

Basılmayan kitaplarım, gecelere sığmayan hayallerim, onlarca kalemim var benim. Var olmasına var ama. Amalarla yürümüyor dünya.

''Vosvoslara isim takılır, adettendir'' - Her temas iz bırakır/Emrah Serbes (sf:210)