8 Nisan 2013 Pazartesi

geçmiş üzerine



Hayatla arayı ve kafayı bozmuştum. O konuşurken ben dinlemiyordum, ben konuşurken o susmuyordu. Başkalarına güzeldi sanıyorum. Olmaması, yaşanmaması gereken her ne varsa hepsinin olduğu ve yaşandığı zamanlarda, hayatta elini ayağını çekmişti üzerimden. Her kıtası aynı dizelerden oluşmuş bir şiir gibiydi. Tam olarak bir meleğe kanat satmak gibi, az kullanılmış, temiz.

Ne kıs tam anlamıyla görevini yerine getirebilmişti o yıl, ne ilkbahar, yaz gelebilmişti. Yaptığımız kardan toplar hedefe ulaşamadan eriyordu. Sokak kavgalarının soğuk savaş dönemine denk geliyordu bazı parçalar. Medeniyet anlayışım yeni yeni şekilleniyordu. Yalanı reddediyorum o zamanlar. Yalnızlığın herkese göstermediği yüzü kucaklıyor beni, hatırlıyorum. Kadınlardan öğreniyorum yalanı.
Uzun uzadı yolculuklara çıkıyordum her gün. Sıkıldıkça vosvos saydığım günlerdi, camın ardından selamlaşabiliyorduk ayaküstü. Yüzlerce şarkının arasından sadece altı yedi tanesini dinliyordum hep, aynı cümleleri kuruyordum.
Çamura yahut bataklığa saplanmış gibi hissediyordum o günlerde kendimi. En sade, en düz, en yalın haliyle kötüydüm. Hatırlıyorum. Kahramanım yazarın kendisiydi. İçinden çıkılmayan bir labirentin içinde bilmeden dolaşıyordum. Geçmiş zamanlı cümleleri kullanmaya başladığım günlerdi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder