Gece adım adım yürüyordu, usul usul yıldızlar.
Bir kadın sokak ortasında ölüyordu, bir bebek başka bir kadından doğuyor çığlık çığlığa.. Kadının öldüğü sokakta, bir adam fazla kaçırdığı içkisine sallanıyor, yürüyordu. Kadın sürünüyor, gece gündüze, sarhoş ölüme karışıyor ve uzaktan bir ambulans sesi polis arabasından, ölüm doğumdan sonra geliyordu. Güneş doğduğunda kadın yatıyordu, bebek yatıyordu, sarhoş yatıyordu. Kimi ölmüş, kimi sızmış, kimiyse hic habersiz..
Şinasi kendi halinde yasayan insanlardan biriydi. Bebeğini ve karısını ayni anda kaybetmiş ve o günden sonra yatağını, evini, sokaklari, dünyayı hiç ısıtamamıştı. Arada sirada icer , içtiğinde de kolay kolay toparlayamazdı. İçtiği gecelerden birinin sabahı olmalıydı, güneşin gücü ısıtmaya yetmiyordu. Bir kaç dakika daha uyumuş olsa donabilecegini düşündü. Gözlerini açtığında nasıl ve ne zaman geldiğini bilmediği bu sokakta buldu kendini. En son ne yaptigini ve şu an ne yapması gerektiğini hatirlamiyordu. Kafasını sağa sola çevirip gideceği yönü kestirmeye, ayni zamanda rutubetli duvardan destek alarak sızdığı yerden doğrulmaya calisiyordu. Ayağa kalktiginda kravatinin olmadigini farketti ve eliyle ceplerini yoklarken kravatin ceketin iç cebinde olduğunu ayrimsadi. Eski bir aliskanlikti takim elbise giymek Şinasi için. Sokaktan gecen insanlar takim elbiseli bir sarhoşu ilginç bulmuyor ve yollarına devam ediyorlardı. Şinasi saate bakmak istediğinde saatinin olmadigini fark etti, cuzdani da yoktu. İlk kez basina gelmiyordu boyle bir durum. Yürümeyi yeni öğrenen bebek korkakligiyla atti ilk adimlarini, başı agriyordu. Bir eczane bulup ilaç almak yerine kahve içmeyi bas agrisi için daha faydali görüyordu ama parasinin olmadigi agrili başının içinde dolaşıyordu.
"Ve Şinasi öykü yazarina emretti,
Ve yazar onun için.."
Adimlarini korkarak attigi için gözleri ayaklarini takip ediyordu. Kaldirim taslarinin arasına sıkışmış yirmi lirayi da bu sayede gördü ve 'teşekkürler' dedi boşluğa.
Gördüğü ilk taksiyi çevirip kahve parasini-son parasini- taksiciye vererek, taksicinin muhabbetine ortak olmadan eve vardı. Cuzdaninin ve saatinin olmadigi gibi anahtarininda olmadigini o sokakta ayrimsamisti.
'Kapiyi açmak için anahtara gerek yok' dedi ve omzuyla kapiya yüklendi. Eve girdiğinde soğuk bir hava karsiladi onu, süpermen hirkasini -ceketini- cikarip koltuğun üzerine firlatti. Evin her penceresini kendisini sinir etmek için yine kendisinin actigini biliyordu. Son pencereyi de kapattigi an telefon zirlamaya başladı. Kayitsiz adimlarin ardından ahizeyi kaldirdi.
'Süpermen burada yasamiyor'
'Şinasi, benim Selma.'
'Selma..' sesi kısıldı. Nefes almayi unuttu.
'Şinasi seni çok ozledim'
'Ama sen öldün Selma, ölmüstün.'
'Bu bir öykü , ilk öykü. Acemi işi. Kader değişebilir Şinasi.'
'Bebeğimiz, bebegimizde yasiyor mu?' düşünmek eyleminin adini dahi unutmuştu Şinasi ama odanin, evin, vucudunun , dünyanın isindigini ayrimsiyordu.
'Yasiyor, yasiyor Şinasi. Biz iyiyiz. Seni bekliyorum, rihtimdayim'
Şinasi cevap bile vermeden, ahizeyi düzgün bile kapatmadan koltuğun üzerinde katli duran süpermen hirkasini alip evden cikti.-hirkayi rastgele savurduğu halde katli buldugunun farkindaydi.- Evden cikip sokakla yüzleşti. Tüm insanlar gülümsüyordu. İlk gördüğü tekel bayiisine girdi, adam Şinasi'nin geleceğini biliyormus gibi sigarasini tezgahin uzerine hazirlamisti. Şinasi sigarayi yillar önce Selmanin isteğiyle birakmis ama dakikalar önce tekrar başlamaya karar vermişti. Sigarasini cuzdanindan cikardigi para ile ödedi.-cuzdaninin calindiginin farkindaydi- Yürüyerek, hizli adimlarla, koşarak rihtima doğru ilerliyor, dünya yikilsa beş dakika sürecek yol onun gözünde yillara meydan okuyordu. Rihtima az kala bir çember halinde toplanmis kalabaligi es geçip yoluna devam etti. Normal bir gün olsa, kayitsiz adim ve bakislarla kalabaligin arasına girer ve ne olup bittigini anlamaya calisirdi.
Adimlari tereddüde dusmus , korkuya bürünmüştü. Gözleri Selmayi ararken ambulans ve polis sirenlerini duymuyordu. Selma yoktu, bebeği yoktu.
Çember seklinde toplanmis kalabalık yavaş yavaş dagiliyor ve pek azı Şinasi'nin bulunduğu tarafa doğru yuruyordu. Pek az insandan ikisi birbiriyle konusuyor, biri ötekine anlatıyordu.
'Kimse anlamamis, kadin kucaginda bebekle yürürken birden yere yığılıp kalmis. Hem bebeği hem kendisi ölmüş.'
Şinasi'nin kan akisi durmus , gözleri sönmüş ve yere düşmüştü. Basi kalabaligin dagildigi yöne donuktu ve terini kurutmak istemeyen kalabalık bir çember oluşturdu etrafında.
Bir ambulans sesi, polis arabasinin hemen arkasından gidiyordu.
Ve...
... Bir bebek sesi ambulans sesini yirtiyordu.
Kalabalık vahliyor, Selma kalabaligi yirtarak Şinasi'ye koşuyordu.
Selma ölmemişti.
Bebeği yasiyordu.
Şinasi o gün, orada ölmedi.
zaten ölemezdi...şinasi nin hırkası vardı çünkü...
YanıtlaSilzaten ölemezdi...şinasi nin hırkası vardı çünkü...
YanıtlaSilyazar sürekli ters köşeye yatıran hikayeleri, ters köşeye yatıran bir hikayeyle hicvetmiş
YanıtlaSil