<<geceye teslim etmedim gözkapaklarımı. daha fazla gömmedim karanlığa kendimi. seni düşündüm.>>
<<ne diyorsun evladım sen?>> dedi yaşlı kadın.
<<pardon teyzecim, yanlış numara>>
Neler geçirdi içinden kim bilir o yaşlı kadın. Peki çocuk, çocuk neler geçirdi? Yaşlı kadının tüm derdi sabahın köründe uyandırılmak olsa gerek. Çocuk ise düzene karşı geliyor pek çok insan gibi. Uyku uyumadan başlıyor yeni bir güne. Garip değil mi, biraz önce yanlış numarayı aradı ama şu an yaptığı tek şey kaldırımda oturup sokak lambasının direğine kafasını yaslamak. Ne diyebilirim ki bir yazar olarak. Kahramanımın özel hayatına karışma hakkını kim verir ki bana? Kalk git oğlum evine desem, bu saate kadar boşuna mı uyumadık der. Nasıl istersen öyle yap desem, sen yazmadan ben nasıl oynarım der. Ara bir daha desem, numarayı doğru mu veriyorsun lan puşt der-ki bu onun sonu olur-
Kahramanlarınızın özel hayatları sizin icin bile sırsa bu tam olarak hangi bakış açısı?
YanıtlaSilhaftada aldığım 3'er saatlik edebiyat derslerine dayanarak bu sorunun cevabını vermek isterdim ama veremedim sayın okur. kusurumuz affolur diye umuyorum.
YanıtlaSilYok elestiri olarak alinmasin. uc dort seneden beri ugrastigim ilgilendigim bir sey oldugundan o ibare hosuma gitti. bilen bilir, oyku kendinin efendisidir, yazar oykunun kolesi.
YanıtlaSil