5 Ocak 2013 Cumartesi

18e 8

'Hala çocuksun, buyuyemedın gitti' dedi. Gözünden akan yasları geri itmek ıstermıscesıne basına dıkledı yarısı dolu bıra sısesını. Üçte ikisini rakıyla doldurduğu bardaga su ekledi. Bana bakıp gulumsedı içten içe.
Tek yudum...

Anlat dedi, neyı dedim. Nıye buyuyemedın dedi, nıye cocuksun hala

Çocuk değildim o zamanlar. Çocuk değildim ama üçte birini rakıyla doldurdugum bardaga su ekledım, sağlığına.

Recep hesabı istedi. Elimi cebıme attım. Cuzdanım yoktu. 85 liralık hesaba 100 lira bıraktı sankı çok parası varmış gibi. Belkı bir hafta belkı on gun bahşis bıraktığı 15 lirayı dusunurdu. 18e 8.

Kalktık, plakta neset ertas - ahırım sensın calıyordu.

Meyhanenın kapısında ayrıldık. Cuzdanımı düşünürken recep seslendı arkamdan, döndüm. Cuzdanımı uzattı, ıkı bira ıcelım mı, uzun zamandır ıcmıyoruz dedi. Sarhoş değildi. Cuzdanımı aldım, bufeden siyah poset dolusu bira alıp torosa bındık.

Baba yadıgarıydı.

Camların sadece sus, buz gibi hava. Susarak konuşabilen tek insandır kendileri. Ağlarken gulumser.

Düşüncelerin içinden 'arka kapıyı cızmıs pustun biri' cümlesi çıkardı benı. Yakalarsam anasını bacısını... İnsanlar kıymet bilmez oldu, kendilerine ait kıymetlı bir seylerı olmayınca baskalarınınkılere zarar verıyorlar. Sallandırıcaksın bir tanesını görecek...

Her Türk gibiydi düşünceleri, öldürmek ya da ölmek neye çözüm olmus hiçbir zaman ogrenemeyecek ınsan oğlu, ta kı bir bilim ınsanı bir ölüyü konusturana kadar.

Nereye dedim, gidiyoruz dedi. Nereye dedim, gidiyoruz ıste dedi. Tamam dedim.

Gittik.

Gıtmeseydık keske.
En kıymetlısını kaybetti kendisiyle birlikte.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder