10 Ocak 2013 Perşembe

Ankara'yı sevmek

"54. çirkin ördek yavrusunu sevmektir.
deniz varmış deniz yokmuş umursamamak ve
eymir gölü'nü, gölbaşı'nı, mogan gölü'nü sevmek,
burası da bizim denizimiz diyebilmektir.
dikmen ve atatürk sitesisemtlerini atatürk'ün
ankara'ya girdiği yer diye sevmektir.
dikmen, ilker gibi yüksek yerlerde nisan ayında bile
karın yağmasına sevinmektir.
ankara'ya karı yakıştırmak ve usul usul kar
yağarken tunalı hilmi caddesi'nde yürümektir.
akşamları tunalı hilmi caddesi'nin ışıl ışıl
vitrinleriyle aydınlanmaktır.
dikmen'de kar yağıyor batıkent'te, eryaman'da
hava sıcacık diye şaşırmaktır.
eryaman'da hep öğrencilerin oturmasıdır.
birbiri ardına açılan alışveriş merkezlerinde
cehennem gibi temmuz sıcağında serinlemektir.
panora'dır, ankamall'dır, armada'dır, cepa'dır,
karum'dur, optimum'dur, atakule'dir.
ankara neden soğuktur, 06 olduğu için demektir.
eskişehir yolu'nda her sabah beytepe'ye gitmektir.
bahçelievler'de bahardır, yedinci caddede yazı
yaşamaktır.
tunalı'da, tunus'ta yağmur yağarken ıpıslak olmak
sonra da kafelerde ısınmaktır.
güvenpark'tan dolmuşa binmektir.
ağustos sonu eylül başı gibi %80'e kadar indirim
yapan mağazalardır.
park bravo'nun önünde sigara içmektir.
ykm'nin önünde buluşmaktır.
dost kitabevi'nin önünde birilerini beklemektir.
metro ve ankaray çıkışlarını tutmuş seyyar
satıcılardır.
başka şehirlere gittiğinde ankara'dan izler
bulmaktır. her şehirde mutlaka ya bir yenimahalle
ya da bahçelievler vardır.
gençlik parkı'na en az bir kere ailece gitmektir.
kuğulu park'a ilk gittiğinde kuğulardan korkmak
sonrasında çok sevmektir.
oran'da yürüyüş parkurunda sabah koşusudur.
meclis'in önünde inip tunalı'ya yürümektir.
kar yağarken zara'nın saçaklarına sığınmaktır.
üst geçitlerden üşene üşene çıkmaktır.
her üst geçidin altındaki çok amaçlı büfelerdir.
ankara ağzı'dır.
herkesbebedir, maldır, mal bebedir.
ne bahıyon la denir burda.
la kelimesi bir cümlenin öznesi, yüklemi, dolaylı
tümleçi, edatı; herşeyidir.
sonbahar'da kızılay'ı, konur sokak'ı, yüksel
caddesi'ni süsleyen sarı yapraklardır.
kasım'da yağmaya başlayan ve nisan ortasına
kadar devam eden kardır.
erzurum'la kapışacak kadar iddialı ankara ayazı'dır.
sokaklarda kavak ağaçlarıyla, polenlerle bahardır.
kırk ikindilerdir sonra, öğle ortasında bastıran
yağmurda koşa koşa karanfil'deki kitapçılara
sığınmaktır.
haziran ortasında başlayan cehennem sıcağıdır.
temmuz'da insanı ankara'dan kaçıran ve eylül
ortasına kadar da gitmeyen ankara'nın cehennem
sıcağıdır.
trafik pek tıkanmaz ama tıkandığı zaman da yine
kim geçiyor acaba diyip, arabanın camından
milletvekillerinin arabasına bakıp, içeridekinin kim
olduğunu düşünmektir.
olgunlar'ın yarı beline kadar eğilip buyrun ablacım
yardımcı olalım diyen kitapçılardır. ve olgunların
öğrenci kalabalığıdır.
ramazan'da sıcacık pideler çıkaran fırınlar ve ışıl ışıl
kocatepe camii'dir.
bütün dolmuşların ve otobüslerin hep anayollardan
geçmesi, ara sokaklarda oturanların yürümesidir.
dikmen halı saha'da maç yapmaktır.
babayla 19 mayıs stadı'na gitmektir.
devlet tiyatrolarının oyunlarına süslenip püslenip
gitmektir.
ulus'taki eski binaların önünden, yaşayan tarihin
önünden geçmektir.
tüm ankara uykudayken gözünü kırpmadan sabahı
bekleyen anıtkabir'dir.
resmi bayramlarda ilkokul çocuklarının anıtkabir'e,
pembe köşk'e, etnografya müzesi'ne gitmesidir.
odtü'dür, hacettepe'dir, beytepe'dir, gazi'dir, ankara
üniversitesi'dir, başkent'tir, atılım'dır, ufuk'tur,
çankaya'dır, bilkent'tir,tobb etu'dur.
sıhhiye köprüsünün altından kandil simidi almaktır.
çirkin ördek yavrusu'nu, gri değil rengarenk şehri
sevmektir.
(hürrem, 26.04.2009 21:00 ~ 26.05.2009 17:33)"

Itu sozluk.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder